de bizde biyografilerin ya arşiv darlığı ya da kahramanlaştırma eğilimi yüzünden “cansız” olduklarına söylemekle başlayan bir biyografi var elimizde. Belki bu yüzden Bora, kitabın Sunuş’unda, eserin bazı arkadaşları tarafından “antipati” hissi uyandıracak kadar Hasan Âli’ye serinkanlı yaklaştığını; niyetinin “antipati"yle de “özel bir sempatiyle” de yaklaşmak olmadığını; Yücel’i “bir figür, bir kamusal figür” olarak gördüğünü söyleme gereği duyar.2 O zaman biz de “figür”den başlayalım: Bizde genelde, başlangıçta bir yaklaşım tarzı benimsendiği belirtildikten sonra ilerleyen sayfalarda bu tarzın unutuluverdiği çok olur. Bora’nın figürü de böyle. Sunuş’taki figüratif bir okuma yapıldığına dair işaretten sonra met…