Yaşanan her olayın kendi içinde bir anlamı var. Her anlamın bize verdiği bir de mesaj var. Karşılaştığımız her insan, her kitap bizim için bir değer, hayatımıza bir dokunuş. Bundan yıllar önce kıymetli bir hocamın vesilesi ile ilerleyen süreçlerde Emirhan’daki kapısını aşındıracağımız kitapçıya
uğrayarak ruhumu gaflet uykusundan uyandırmaya niyetlenmişim ben de. Karlı bir Bursa sabahında kitapçıya “Gariplerin Kitabı’nı istiyorum.” deyince kafasını kaldırıp “Kim gönderdi sizi?” demişti. Ne diyeceğimi bilemeyince gülümseyerek “Hemen veriyorum kızım bekle.” dedi. Bir de istifade etmen ümidiyle diyerek yolcu etti. Kitapçı abinin samimiyeti sardı içimi. Göndereni anlamıştı ve bir tebessüm ile mesajı aldığını hissettirmişti. Ben de kitapçıya Gariplerin Kitabı’nı okuduktan sonra dönecek ve tekrar başlayacaktım. Ruhumu derinleştiren hislerden burada uyanacak ve vefanın ancak yüreğinin sancısını duyanların ve bunun derdinde olanların nasibi olacağını fark edecektim. Belli ki okudukça kaybolacağım, kayboldukça…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol