Benim için gizemliydi çünkü büyük bir sessizliğin hüküm sürdüğü, bazen bu sessizliğin ürkütücü hale geldiği gecelerde, yıldızlarla dolu gökyüzü varlığıyla çocuk aklımı kuşatıyor, yeryüzünde ise ağustos böceği bu sessizliğe kendi musikisi içinde ve ışıltılar saçarak bilmediğim bir dilden, kendi şarkısını katıyordu. Sanki yukarıda yıldızlarla kaplı gökyüzü, aşağıda ise tabiatın arasında varlığı benim için meçhul, yaratılışın mucizelerinden bir mucizenin benim çocuk ruhumda buluştuklarını hissederdim. Gecenin karanlığıyla, ıssız bağ ve bahçelerdeki iç içe geçmiş ağaç dallarının ufak tefek hareketleri zihnimin oyunlarıyla bana gulyabaniler gösterirken ağustos böceğinin sesi her defasında güven verir, bütün ruhumla…