-Okurların deneme, hikaye, roman ve şiirleri ile sevdiği yazar Selahattin Yusuf’un yeni romanı Eve Dönemezsin, Kasım ayında Turkuvaz Yayınları’ndan çıktı. Eser, yarı otobiyografik bir roman olduğundan, yazarın çocukluğuna da yakinen tanık olma imkanı bulduk. Biz de bu vesileyle Selahattin Yusuf ile son
romanı başta olmak üzere eserleri üzerine konuştuk. Eve Dönemezsin kitabınız ile birlikte Karadeniz’in dışarıya yansıyan coşku ve hayat dolu imajının üzerindeki sis perdesi aralanır ve arkasında sakladığı derin yaralar fark edilir mi sizce? -Açıkçası bu biraz da okurların yorumlarına ve meseleyi nereden tuttuklarına bağlı bana kalırsa. Ama ben öteden beri Karadeniz’in büyük bir ağıt geleneği olduğunu düşünüyorum. Romanım da İsmail Türüt yerine o eski uzun havaları ve ağıtları öneriyor. Bu bakımdan haklısınız. O yalancı sis perdesini aralamaya çalışıyorum. Ama kesinlikle hayata küsmüş bir ağıt değil benimki. Sadece şimdilerde geçerli olan sahte ve marazi hayat doluluğunu, eski nitelikli neşeyle değiştirmeye çalı…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol