uzak değil. Hepimiz ya biraz ya oldukça ya da tamamen Oblomov’uz… Oblomov genç yaşta insanlardan, çalışmaktan, tüm hayattan kendini soyutlamış; beceriksizliğinden(!), yaşlılığından dolayı şikayet edip azarladığı uşağı Zahar’a emirler yağdırmak dışında hiçbir sosyalliği olmayan bir adam. En büyük becerisi tembelliği, en önemli vasfı üşengeçliği. Zira adamcağız düşünmeyi ve plan yapmayı çok önemli görse de düşünmenin ve kurduğu planları uygulamanın tembeli olarak durur karşımızda. Mesut Doğan’ın kaleminden çıkan Oblomov’un Dönüşü kitabında ise karşımıza bizim Oblomov’umuz çıkıyor. Aslında ikinci bir Oblomov beklemiştim ama çok farklı bir Oblomov ile karşılaştım. Ne yalan söyleyeyim, hoşuma gitti. Kitaplar konusun…