Nazım Hikmet “Saman Sarısı” şiirinde “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?” diye sorar. Mutluluğun resmini bilmiyorum ama, huzurun tarifi yapılabilir mi acaba? Yapılsaydı ne güzel olurdu. İki tutam şundan, üç tutam diğerinden… Katıp karıştırıp huzuru bulur, mutlu mesut yaşardık hep beraber. Şeyda
Başer Eroğlu net bir ifadeyle “Huzurun Tarifi Yok” diye selamlıyor okuru. Daha ilk satırlardan itibaren toplumsal gerçekçi öyküler hem burnunuzun direğini sızlatıyor hem de huzurunuzu kaçırmaya yetiyor. Toplumsal/Gerçekçi Toplumsal gerçekçilik 19. ve 20. yüzyılda üretilen eserler için kullanılıyor. Toplum ve bireyi, toplumsal ve gerçekçi yönleriyle sergilemeyi amaçlıyor. Toplumsal yani toplumun sorunlarından haberdar. Gerçekçi yani sanatçının konu hakkındaki duygu ve düşünceleri okur tarafından açık ve anlaşılır bir ifade ile ortaya konuluyor. Aralık 2021’de Epona Yayınları’ndan çıkan kitap her biri dokuz öyküye ev sahipliği eden iki bölümden oluşuyor. Birinci bölüm “ Zamanın İçinde”, İkinci bölüm “Zamanın Dışı…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol