Belki de bu okumaların rutinidir aramak, bir sonraki sayfada ne vardı acaba diye kovalamak. İşte bazen şartların yönü değişebiliyor. Toplumun sıkıntılarına, içinden çıkılmayan durumlarına satırlar arasında rastlayınca okuyucu kendini sıkışmış hissedebiliyor. Şekilden şekile giren kelimeleri izlerken boğazınız düğümlenir. Bu eser bende epey böyle bir iz bıraktı diyebilirim. İçinde bulunduğumuz çağ için endişelenirken bahtımıza 1980’li yıllarda Almanya’nın nasıl bir infiale sürüklendiğini satır satır okumak düştü. Toplumun temelini aile diye nitelendirirken; anne, baba ve çocuklar üzerine inşa ederken bazı şeylerin hiç de öyle olmadığı serzenişinde bulundum istemsizce. Çocuklara fark ettirilmeden yapılan zulmün d…