Hayır, Walt Whitman şiiri dinlemek istemiyorum ben, gerçek bir vals dinlemek istiyorum. Seslerden kırbaç yapan usta, beni duyuyor musun? Sazları dağladım, çivili tahtaya yattım, keçeyle boğuştum, Polonya’nın Nieszawa kasabasındayım şimdi, meydanda vals dinlemek istiyorum. Mayıs polenleri eşliğinde. Kuğuların kanı Vistula Nehri’ne karışıyor,
böyle anlamlıysa sessizlik infaz edilmeli. Sokaklardan çiftler çıkacak mı? Çifte hakikat teorisi budur: vals. Derisi mi yüzülüyor bir kalenderi dervişinin; vals… Giyotine başını mı uzatmış keşiş; vals… Mancınıkla gül mü fırlatmış kitabı yutan melek; vals… Derviş gülünü mü saplamış bağrına aşık; vals… Bir usturlap gibi mi kırılmış kutsal kase; vals… Diyarımızda kumrunun sesi mi işitilmiş; vals… Değil mi ki her şey çift çifttir kainatta. Meydan. “Bugün başını canane veren gelsin bu meydane.” Ağaç kabuklarının kokusu ve Leopold Bloom’un sabununun kokusu. Ve damarlarımdan bir zeytinyağı sızıyor boşluğa: “Allah, semavat ü arzın nûrudur, nûrunun temsili sanki bir mişkat; içinde bir mısbah, mısbah bir sırçada, sırça s…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol