suyun sesini ve annemin “Çekil ordan üstün ıslanmasın.” deyişini duydum. Bu nesne bir süpürgeydi. Boncuklar ve renkli patiskalarla süslenmiş bir çalı süpürgesinden bahsediyorum. Henüz sarışınlığını yitirmemiş, boyu da kısalmamış yepyeni bir süpürge. Annem bu süpürgeyle kışları su tesisatı donan; sıçan problemini aşmak adına içerisinde kedi beslediğimiz; salonu kömür isi ve yoksulluk kokan iki odalı müstakil evimizin bahçeye açılan geniş balkonunu yıkardı. Çıplak ayaklarım ıslanırdı. Yazıya böyle başlamak istedim zira çalı süpürgesi gibi basit bir nesnenin imgelemimi harekete geçirip duyularımı büyük bir kuvvetle manipüle edebilmesinin yegane yolu çocukluğuma ait hatıralarımda yer etmesiydi. Çocukluk, ömrümüzün…