İnsanın geçmişe özlem duyması, o gün hissettiği iyi duyguları bugün de aradığı için olsa gerek. Her şeyin daha saf, samimi, menfaatsiz yaşandığını düşündüğümüz eski zamanları özlüyoruz. Hele ki yetmişleri, seksenleri, doksanları görmüşsek, belki de çağın ağır teknolojik tahribatı altında yalnızlaştırılışımızın örtülü yasını
tutuyoruz. Peki esamemizin bile anılmadığı, içinde yaşamadığımız, zamanımızın çok gerisinde bir tarihe özlem duymak nedendir? Her andığımızda o günlerden bugünlere tatlı bir huzur dalgası yayıldığı için yahut hiç tatmadığımız bir duygunun orada var olduğuna inandığımız için olabilir. İşte bu huzur dalgası dinlediğimiz bir anekdottan, izlediğimiz bir filmden ya da okuduğumuz bir kitaptan yayılır. Beşir Ayvazoğlu’nun yakın zaman önce Kapı Yayınları tarafından yayınlanan Dersaadet’in Kalbi kitabı, bizi tarihin içinde küçük bir yolculuğa çıkarıp dalga dalga huzur yayan kitaplardan. Ayvazoğlu’nun ilk kez 2010 yılında okuyucuyla buluşturduğu ve yeni bölümler ekleyerek revize ettiği eser, “Beyazıt Meydanı’nın Kültür T…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol