sporu, klasiği dahil 6-7 çifti geçmedi ayakkabılarımın sayısı. Ömrünü tamamladığı anlaşılan bir halı veya perdenin, sökülmeye değmeyecek bir rafın, kenarı çatlamış bir vazonun, çiçeği kurumuş bir saksının geride bırakıldığı oldu. Fakat kitaplar, bir süre ilgilenilmediğinde bahçeyi saran yabani otlar gibi arttı her defasında. Tek tek alırken pek de göze çarpmayan kitapların rafların önünde kalan boşluğa düştü düşecek dizilmesi sayesinde, kendisi aynı kalsa da barındırdığı nüfus sürekli yükseldi. Bir zamanlar minimal Japon evlerini andıran kitaplıkların hangi ara her yanından insanların sarktığı Hint kamyonlarına dönüştüğünü anlayamıyor insan. Eksik Kitapları Tespit Sanatı Hepten “biriktirici” biri değilim aslınd…