Ölüm karşısında ölmekten başka çare yok. Buna rağmen bir ölümsüzlük aşkı ile yanıp tutuşur insan. Abıhayatlar, iksirler, cinler, sihirli değnekler, vampirler, yarı insan robotlar vs. Bunların hepsini ölümsüzlük aşkı ile kıvranan ruhlar üretti. Diğer yandan gerçek ölümsüzlüğün ahiret hayatı ile mümkün olduğuna
inananlar dünyada kendilerine dair bir iz bırakmaktan imtina etmişlerdir. İmgeden, hatıradan, bellekten uzak, baki olmanın baki olanla mümkün olduğuna inanmış özellikle mal ve evlat kaygısından bağlarını kopararak yaşamışlardır. Eserlerini laedri imzası ile imzalamış hatta mezar taşı bile istememişlerdir. Cesede dair iz değersizdir onlar için. Batı toplumunda ölümsüzlük kalmak iken, doğu toplumunda daha çok gitmek demektir bu yüzden. Milan Kundera Ölümsüzlük romanında sadece sanatçılığın ve devlet adamlığının insanı ölümsüzlük ile burun buruna getirdiğini söylüyor. Bir insanın onu tanıyanların zihninde yaşamasına “küçük ölümsüzlük”, bir insanın onu tanımayanların da zihninde yaşamasına “büyük ölümsüzlük” diyor.…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol