okuyabilmek de büyük bir mutluluktu ortaokul yıllarımda. İlkokulda sessiz okumayı öğrendim; gözlerimle… Bergama kütüphanelerindeki parşömen tomarlarını anlatan bir yazıyı ancak sessiz okuyabilirsiniz. Duaları içimden okudum, belki de ezberlediğim için… “Scripta manent, verba volant” yani şu meşhur söz: “Söz uçar, yazı kalır.” Sanılanın aksine söze övgüdür burada söz konusu olan, yazıya değil. Kanatlanmadıktan sonra sözün ne anlamı, ne kıymeti vardır ki? Hareketsiz olan ölüdür, yani yazı. Söz bedene bürününce ölüyor mu demek bu? Galiba öyle. Uçsun söz öyleyse, sessizliğin uçmağına doğru uçsun… “İşitin ey yarenler aşk bir güneşe benzer” mısrasında Yunus’un, öne çıkan kelime niçin “aşk” değil de “işitin”? Kulaklar…