bizi görmesine engel olurduk. Perdenin bir köşesi açık kalmışsa şayet, bildiğimiz bütün duaları okur, gözlerimizi kısar, yabani bir hayvanla göz göze gelme riskini en aza indirir, perdeye yumruk indirmek suretiyle açık kalan yerini öylece kapatmış olurduk. O zamanlar babaannemden defalarca dinlediğim masalı hatırlıyorum, bir sümüklü böcek hakkındaydı. Ormandaki bilumum yırtıcıyla muhatap olup kendi yolunu çizmeye karar veriyordu. Şimdiki pedagoglar duysa çıldıracakları türden bir finale sahipti. Gece ormana dair korkularımızı pekiştirmekte üzerine yoktu. Yeni Korkular Aradan zaman geçti, televizyon girdi hayatımıza. Bu kez ormandan gelme ihtimali olanlara hırsızlar, arsızlar, mafya babaları ve ufolar da eklendi…