sonra kitabını okursun. Hakan abi önemli bir istisnaydı benim için. Belki de o sebeple yüz yüze tanışmamız ilerleyen yıllara kalacaktı. Ankara kitapçılarının sığıştığı bir avuç Kızılay sokağında akşamüstleri beliren bir hayaletti Hakan Abi. Uzaktan seyrederdim onu. Sırtına vurduğu dergileri kitapçılara tek tek dağıtırken yalnızca sigara için mola verir, hızlı adımlarla bir anda gözden kaybolurdu. Kalabalığa karışmakta, Hakk’ın sesini halkın sesinden işitmekte pek mahir görünürdü gözüme. İsmet Özel’e dair bir arayışın neticesinde keşfetmiştim onu. Bir elinde kalem, bir elinde kılıç, çıkarttığı dergilerde acımasız eleştiriler kaleme alan “dergi sahipleri”nden hayli farklıydı çünkü o, çıplak elleriyle kavga ediyor…