Avrupa şehirlerinin nüfusu hızla iki-üç katına çıktı. Böylesi bir nüfus artışına hazır olmadıkları için, halihazırdaki yetersiz altyapıya yüzlerce büyük fabrikanın atık ve dumanları ile çöp yığınları eklenince sokaklar yürünmez bir hal aldı. “Altyapı” dediysem, bugünkü gibi sistemler gelmesin akla. İngilizler alışkanlıkları gereği tuvaletlerini kapların içine yapıyor, sonra bunları doğruca sokağa ya da bu iş için açılmış çukurlara atıyordu. Sanayi devrimine kadar sorun edilmeyen bu durum, nüfus patlamasıyla birlikte (ölen hayvanların sokaklarda çürümesiyle oluşan kokuyu da ekleyin) dayanma sınırının fersah fersah üstüne çıktı. 1858 yılında, Londra’da yer alan İngiliz Parlamentosu’nun yerinin değiştirilmesi dahi…