-İpek ve Pusula, farklı karakterlerin, başka zamanların içinden geçerek ortak bir hikayede buluşmasını anlatıyor. Klasik anlatımın modern bir hikayeye dönüşmesini, geleneksel ve çağdaşın kurguya evrilmesini okur bu romanda görebiliyor. Handan Acar Yıldız ile İpek ve Pusula’yı konuştuk. Yeni romanınız İpek ve Pusula’da
gerek Semerkant gerek İpek Yolu’nu merkeze alıp kadim hikayelerle besleyerek kurgu oluşturduğunuzu görüyoruz. Romanın fikir olarak nasıl geliştiğini ve hazırlık sürecini anlatabilir misiniz? İlk karşıma çıkan Bizans İmparatoriçesi Teodora’ydı. Toplumun aşağıladığı kesimden, batakhaneden, sirk oyunculuğundan gelip en seçkin kesime, saraya kadar yükselen bu kadının hayat hikayesini araştırmaya başladım. Aslında amacım aynı insana sırf konumu değişip güç sahibi olunca ne kadar farklı davranılabildiğine dikkat çekmekti. Öte yandan Semerkant’a ait bir kumaşın izini sürerken İpek Yolu’yla ilgili araştırma yapıyordum. İpek böceği tohumunun gizlice getirilip Justinianus’a ve eşi Teodora’ya teslim edildiği söylenince ka…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol