İstanbul, geçmişten bugüne, birçok yazarın her zaman yazı konusu olmuş şehirlerin başında gelir. Sadece İstanbul hakkında deneme veya araştırma yazılarından bahsetmiyorum, bir mekan olarak da birçok romanda, öyküde yer almıştır. Bunu güzel biçimde gerçekleştiren çok yazar var elbette: Sait Faik, Abdülhak Şinasi
Hisar yazılarıyla ve öyküleriyle, Tanpınar Huzur romanı ve Beş Şehir’deki “İstanbul” bölümüyle, Orhan Pamuk yine İstanbul kitabı ve romanlarındaki eski veya yeni İstanbul’u mekan alarak, Sermet Muhtar Alus ve İslam Çupi gazete yazılarıyla İstanbul hakkında en nitelikli metinleri ortaya çıkarmışlardır. Tabii bu ismi geçenler çok az bir kısmı temsil ediyor. Daha nice yazar/ şair İstanbul hakkında az veya çok güzel yazılar yazmışlardır ve bunların da hepsi iyi metinlerdir. Çünkü konu güzeldir ve herkesin İstanbul’u da kendine göredir. Ancak şöyle bir durum var: Bu yazıların ve kitapların hepsi az denemeyecek bir zaman önce sinde kaldı. Artık şehir romantizmini (veya realizmini) önemseyen, şehrin tamamını veya bir…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol