Üstelik öyküde yakaladığı özgünlüğü romanı ile bir üst seviyeye taşımayı da başarmış. Seyyah’ın belleğini tazelemek adına Belensiye’den çıktığı seyahat bizi deniz yoluyla eski Mısır topraklarına götürürken, paralelinde bir tapınak şövalyesi olan ve yolları bir zaman sonra Seyyah’la kesişecek olan Piyer’in Sina Çölü’nde yaşadıklarına da tanıklık ediyoruz. Belleğinin peşinde iz süren Seyyah, düz bir beniadem değildir. Bir çingene kadından el almış ve insanların anılarına girme mahareti kazanmıştır. Sahip olduğu bu sır sadece yitirdiği anıların değil, başkalarına ait anıların da peşine düşmesine neden olmaktadır. Bu durum onu zaman zaman en büyük tehlikelerden kurtarmakta, zaman zamansa en büyük tehlikelerin içine…