koştu, iyilik ümit ederek maksuresinin toprağı üzerinde, putun önünde yuvarlandı. “Hey put! Aciz kaldım, canım boğazıma geldi. Bana merhamet et, bana imdat et!” dedi. Huzurunda birkaç niyazda bulundu. Fakat işi yoluna girmedi. Put insanların mühim işlerini nasıl halledebilir ki, kendisinden sineği bile kovamaz. Bunun üzerine mecusi kızdı, putu tahkir etmeye başladı: “Bu kadar senedir sana taptım. Yapılması mühim bir işim var. Yapmayacak olursan beni bırak, Cenab-ı Hak’tan dilerim” dedi. Mecusi daha putun karşısında, yüzü toprakta iken, pak olan Cenab-ı Hak onun muradını hasıl etti. Hakikatleri aramak, taramak ile meşgul bir zat, mecusinin işine hayrette kaldı, düşünceye daldı. O, kendi aklınca, şöyle diyordu: “…