1910 yılında II. Abdulhamid’in yaveri, deniz subayı babasının İstanbul’daki evinde dünyaya gelir Kemal Tahir. O yılların siyasi kargaşasına, cumhuriyetin kuruluşuna ve Osmanlı’nın son dönemlerine şahitlik eder. Bu şahitlik kendisinde ciddi bir birikim, gözlem ve hayal gücü oluşturur. Kemalizm’e olan yatkınlığı, 1938’de “Komünist”
olarak yargılanması ve cezaevine gitmesiyle son bulur. Ardından mahpus hayatı bitecektir ama ilerleyen yıllarda tekrar cezaevine konulur. Cezaevi onun için tabiri caizse bir “laboratuvardır.” Kuşkusuz Kemal Tahir, Türkiye’nin en çok tartışılan romancılarından biridir. Romanlarını siyaset ve yönetme kuramı önerme aracı olarak kullanmaktadır. Önerdiği anlayış kendisindeki Komünizm etkisinden mütevellit Marksist temellidir tabii; ama yine de Osmanlı Devleti’ne her zaman hürmet etmesi ve bunu romanlarında işlemesi, yaşadığı dönemde anlaşılmasını zorlaştırmıştır. “Yol Ayrımı”na Götüren Seri: Esir Şehir Üçlemesi Batılılaşmaya karşı açıkça tavır alan ve dönemin modernleşme politikasını Osmanlı’dan kopmak olarak ifade…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol