gibi, arkadaşların aklına ilk gelen, ‘kelimeler’ oldu. Haksız sayılmazlardı. Neticede her kitap kelimelerin anlamlı anlamlı bir bütün içinde biraraya gelmesiyle oluşuyordu, dolayısıyla editörün elindeki asıl sermaye kelimeler olmalıydı. Onlara dedim ki, kelimeler bizim değil, yazarın en önemli sermayesi. Bestekâr düşünce ve duygularını notalarla anlatır, karikatürist çizgiyle, ressam renk ve çizimlerle. Yazar da kelimelerle başarır bunu. Kelimeler yazarın en büyük sermayesidir; yazdığı bütün metinler kelimelerden oluşur zira. Ama editörün en önemli sermayesi, kelimeler değil, başka birşeydir. O şey acaba nedir? Şu mu, bu mu diye sürüp giden bir zihin mesaisinden sonra, şunu söyledim kendilerine: Editörün en öne…