Akademik üretim Türkiye’de üniversitelerin sayısının artması, akademik teşvik uygulamaları ve doçentlik kriterleri ile birlikte son yıllarda hızla arttı. Her yıl yüzlerce yüksek lisans ve doktora tezi hazırlanıyor; sempozyumlar kitaplaştırılıyor; uzmanlık alanlarına göre makalelerin bir araya getirildiği kitaplar yayınlanıyor. Akademisyenler teşvik almak için
üretim yapmak, akademisyen adayları merdivenleri hızla tırmanmak için tezlerini tamamlamak ve hatta yayınlamak zorunda. O kadar emek verilen işler kitaplaşmayınca garipseniyor. Bu nicel artışın kaliteyi de beraberinde getirdiğini söylemek çok zor ancak elbette aralarında çok iyi çalışmalar da oluyor. Hızlı ivmelenen her şey de olduğu gibi akademik üretimde de avuçlarını para kazanma hırsıyla ovuşturan pek çok yayıncı var. Bu yayıncılar “kitap mı yazdınız hemen basalım” mantığı ile reklamlar bile verebiliyor. Peki bu kadar üretimi gerçekten kim okuyor? Her akademik çalışma kitaplaşmak zorunda mı? Yayıncılar satmayacak kitapları neden bassın? Belli bir ücret istemekte haklılar mı? Bu döngüyü kırmak mümkün mü? Nit…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol