din arasında, itidal noktasında tanıdım. Çalışmanın salık verildiği fakat nasıl yapılacağının izah edilmediği, eldeki telefonların tenkit edildiği fakat yerine bir lezzetin konulamadığı bir çağda (evet, lezzet), sıkışmışlık içerisinde, ne yapacağını bilemeden oradan oraya koşturduğum günler dün gibi. İnsan belirli bir farkındalık düzeyine erişince enformasyon fırtınasını iliklerine kadar hissediyor ve “bilme”ye yetmeyecek ömrüne, işe yarar şeyler yerleştirme telaşına giriyor. İşte tam da bu telaşa “dur, sakinleş, sağlam adımlarla doğru bir yoldan ilerle” diyebilecek, telaşlarından sıyrılmış ve öğrenmenin yerleşik adımlarını “idrak etmeye” götürecek bir mentör arıyor insanın zihni. Bu kıymetli eser, bu derin boş…