kabiliyete erişmiş olması yahut kendiliğinden kendi içselliğinden geleni savuşturabilirliğe erişmesi bir kazanım olarak değerlendirilebilecekken aksi bir durumu yenilgi olarak tarif edebiliriz. Odağımızda dünya var. İçinde yaşanılan, içinden geçilen, dönüşen, dönüştürülen dünya. Dünyaya kök salmak, dünya bilgisi, dünya görgüsü, dünya atlası… Hepsi birbiriyle ilintili. Asıl hedef biz miyiz, yoksa dünya mı, emin olmamakla birlikte dünyaya fırlatılan her bir bakışın mütemmim cüzü insandır. İnsan olmaktır. Daha da önemlisi insan kalabilmektir. İnsan doğmak insanın iradesi dışındayken insan olmak ve insan kalabilmek iradeyle ve takdirle örülmüştür. Tüm bunların üst katında ise insanın düşünme çabası ve tefekkür kabi…