Siyasi Kültür Okumaları isimli yeni kitabınızda tartıştığınız konulardan biri Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişteki devamlılık. Pek çok insan için bu süreç geçmişten kopuş, geleneksel olandan hızla ayrılış intibaını uyandırıyor. Oysa baktığımızda gerek halk, gerekse yöneticilerin tamamı Osmanlı devrinde bulunmuş ve yetişmiş insanlar. Bu bağlamda
düşündüğümüzde siyasi ve kültürel anlamda sizce kesin bir kopuştan bahsetmek ne kadar mümkün? Bence değil. Bir kopuş değil bir sürekliliktir aslında. Siyaset yapma üslubu açısından baktığınız zaman, yenilik olarak getirilen siyasetlere baktığınız zaman bunların hepsi aydınlar arasında imparatorluğun son yüzyılında tartışılmış konular. En önemlisi ise, İstiklal Savaşı’nı yapan ve daha sonra Cumhuriyet’i kuran kadronun yetişme döneminin Abdulhamid devri olması. Yani Tanzimat’ın son yılları. Çünkü kurucu kadro genellikle 1875 ile 1880 arasında doğmuş ve yüksek öğrenimini 1890 ile 1900’lü yıllarda yapmışlardır. Yerleşik siyasi kültürü içselleştirmeleri ve öğrenmeleri bu döneme rastlar. Bir hukuk fakültesi profösörü…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol