“Babalar alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır.” Hasan Ali Toptaş Baba-oğul çatışması, baba-oğul anlaşmazlığı, babayla oğul arasındaki kökleri çok eskiye dayanan sevgisizlik… Bu durum edebiyat dünyasında ve psikoloji alanında herhalde uzun uzun işlenmiş; psikoterapistler, psikolojik danışmanlar bu konuda fazla sayıda ürün ortaya koymuşlardır. Bundan ötürü,
konudan ziyade bu konuyu işleyiş biçimi önem kazanır. Genelde duygu yönünün ağır basıp mantığın biraz daha geri plana itildiği bir alandır bu. Aslında ilişki deyince zaten mantığı öne çıkarmak, orada sağlıklı bir ilişki olmadığını gösterse de baba-oğul arasında yaşananlar duygunun kapsama alanına daha da fazla girer. Duyguyu Okuyucuya Geçirme Başarısı Bazı kitaplar vardır teknik biçimde irdelenir, kesin cümlelerle bir yargıya varılabilir. Ama bazı kitaplar da okuyucuya “hissettirdikleri” ölçüde önem kazanır. Kemal Varol’un hemen her kitabı, özellikle de Âşıklar Bayramı ve onun devamı olan Babamın Bağlaması bu ikinci türde olan kitaplardandır. Yani, duyguyu okuyucuya geçirme başarısına bakılır. Bunu da hemen bel…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol