var. Havuzun ortasında, birkaç kademe halinde, kare kesitli bir duraç yükseliyor. Duraçın üzerine, tek ayağı havada görkemli bir leylek yontusu konmuş. Yontunun alt yanında, dört başta birer tane olmak üzere, çatık kaşlı aslanlar oturuyor. Aslanların tehdit dolu bir ifadeyle aralanmış ağızlarından ince birer su demeti fışkırıyor (“Ab-ı hayat aktığın gördük ejderhadan”, Nedim’in dizesi, E.Y.) Su Su sesi! Su şıpırtısı! Nefesimi tutarak bu şıpırtıyı işitmeye çalışıyorum. Cafe Esperanza’nın kaldırım üzerindeki (ah o kaldırımüstü kahveleri, E.Y.) terasında, mantarımsı güneşliklerin altında, küçük yuvarlak masaların çevresine dizilmiş hasır iskemlelerde oturan, rengarenk yazlık giysiler (“Giydikleri aftab-ı temmuz” m…