Firdevs’e saplantılı Naci. Bu saplantının kökenleri çok geride olsa da Firdevs gittikten sonra belirtiler ortaya çıkıyor ve romanın sonuna kadar Naci’nin kendisiyle didişmesini görüyoruz. Ömer F. Oyal her zamanki gibi, insan ruhunun derinliklerini, hastalıklı düşüncelerini ve saplantılarını Naci karakteri üzerinden güçlü bir şekilde işlemiş: “Firdevs benim için gerçekten de ansızın yağan yağmur, bulutların arkasından aniden yüzünü gösteren, sonra hemen kaybolan güneş, kendimizi arzın üzerinde bütünüyle güvensiz hissetmemize yol açan deprem, durgun denizde patlayan fırtına gibiydi. Doğa olaylarının artık şu ya da bu şekilde önceden tahmin edilebiliyor oluşu onlarla yüzleşmenin yarattığı tedirginliği gideremez.”…