Okumanın bir aktarım olduğu belirtilir. Bir bilginin, olayın ya da düşüncenin bir zihinden diğerine aktarılmasıdır. İnsanlar okuyarak başka dünyalara açılır, yeni yerler keşfeder ve farklı insanları, fikirleri ya da toplumları tanırlar. Türkiye’de son yıllarda hem yayımlanan kitap sayısında hem de kitap okuma
oranlarında ciddi artışlar yaşanıyor. “Yeni nesil okumuyor!” serzenişlerinin doğru olmadığını toplu taşıma araçlarındaki kısa yolculuklarda bile fark edebiliyoruz. Kaldı ki detaylı istatistikler her seferinde bu iddiayı yalanlıyor. Okuma oranları sürekli artıyor ama bilinçli okumalar yapanların oranı konusunda aynı şey söylenebilir mi, bilemiyoruz. İnsanlar kendi zihin dünyasına yakın insanlarla daha çabuk iletişim kurabildiği gibi, kendi düşüncesine yakın kitapları da daha çabuk benimser. Bu sebeple Türkiye’de de her kesim kendisine yakın yazarların ya da yayınevlerinin kitaplarını daha çok okur. Bazı gruplar/cemaatler de sadece belli kitapları okumanın kendileri için yeterli olacağını savunur ve mensuplarını…
Tam metin abonelikle açılır
Yazının devamını okumak için abone olun.
Abone ol