ait olduğumuza sınırlar çiziliyor. Biricikliğimizi ayakta tutan sorular küçümseniyor. Biz, modern zamanların “ilkel” kaygılı insanları, peşimize taktığımız arzularla, sekerek tavaf ediyoruz doyumsuzluğu. Arz edilen metalarla yerinde duran değerler arasında tercihler yapmaya zorlanıyoruz. Düşmanları inadına belirsizleştirerek sorumlulukları üzerimizden atıyoruz. Günah, ayıp, terbiyesizlik gibi kavramları zamanın ruhuna atılan iftiralar olarak algılıyoruz. Böylelikle yaşamadığımız zamanın azat kabul etmez köleleri kılınıyoruz. B. giriş Sahneyi Cumhuriyet’e bırakışından önceki son yüzyılında bünyesine bir hayli bunalım tohumu ekilen Osmanlı, verdiği tüm mücadelelere rağmen, topraklarının o zamana kadar asla tanıma…