tatsız kaçan bu söz, Socrates’ın sözlerinin de sonradan dahil olacağı antik skandallar arasında sayılır hâlen. Departmanlaşmanın henüz kaytarmacılık olarak görüldüğü uzun çağlar boyunca, siyaset, hukuk, psikoloji, sosyoloji ve hatta matematik, astronomi ve fizik, felsefenin yan dalları hükmündeydiler. Bugün, Kartezyen devrim ile beraber felsefeye rücu eden “Ben”in, hiç de felsefenin tadilattan geçirilerek ufaltılmış müştemilatında kilitli kalmadığını, kendinin olanı talep ederek tüm yitirilmiş mülküne el koyduğunu görüyoruz. Fenomenolojiden “Kamusal İnsan”a, “Heisenberg Belirsizliği”nden “Aynalama Teorileri”ne kadar “ben”, her alanda hükümfermadır artık. Ancak tüm bu alanların da gösterdiği gibi, “Ben” kendiyle…