hazdır, bulunmamaksa facia.” İnsan Bilinmek, Görülmek İster Varlığımızı kanıtlamak için deliller yaratıyoruz nicedir. Bir dedektif gibi iz sürüyoruz adımlarımızın arkasından. Buradayım, beni gör, diyebilmek için yol boyunca heybemizde biriken ne varsa bir hazine gibi taşıyoruz sırtımızda. Nitekim hangi birimiz duygularının bir saklama kabıyla birlikte başka zihinlerin derin dondurucularında aylarca bekletilip sadece vakti (!) geldiğinde masaya koyulmasını ister ki? İnsan bilinmek, görülmek ve de her şeyin ötesinde varlığına bir şahit ister. Dünya üzerinde yaşadığımız müddetçe yüzlercesiyle karşılaşırız. Konuştuğumuz bir orkide, selam verdiğimiz elma ağacı, uyandığımızda bize gülümseyen bir çift göz mesela şahit…