anlatıyordu ve bu iş öylesine bir divanelik ve adanmışlık gerektiriyordu ki ismiyle müsemma, bir anlamda delilik ve dahilik sınırlarında dolaşıyordu. Peki tüm bunlar niçindi? Şahısların idealistliği, azmi, başarı tutkusu bir yana, bunun arkasındaki “kurumsal motivasyon” neydi?Bizde mandacı zihniyet ve Avrupa muhipleri, hurma ağacının köküne gübre diye buz döşemekten farksız, “dil devrimi”yle ülkelerine ihanet ederken, İngilizler ise şöyle bir milli şuur gösteriyorlardı: “Shakespeare’i Hindistan gibi en zengin sömürgesine bile değişmeyeceğini ifade eden İngiliz idraki, doğrudan doğruya İngilizce hakkındaki hassasiyetini Sir Winston Churchill’in ‘dil öfkesi’nde billurlaştırmıştır: Okula giden çocukları ancak İngi…